Posts Tagged “liderchat”
NazLi Tarafından Kategorilenmemiş Kategorisine Yazıldı, tags: anlamlı sözler, Aşk Sözleri, ayrılık sözleri, çet, chat, chat odalari, ct, duygu yüklü sözler, hüzün sözleri, liderchat
tüm kainatı sana göndermek isterdim ama sadece seni seven kalbimi, sana döktüğüm gözyaşlarını ve senin için beslediğim umutlarımı gönderiyorum.
kahvemi doldurmadan az önce sigaram yakar beni sigaram içer beni işte ben asıl o zaman tüterim sevgiler o an tüter sen o an tütersin gözümde.
şimdi, çok uzaklarda gurbet ellerdeyim gelemem bebeğim, gurbetlerdeyim denizlere sor söylesinler senin hayalin tek tesellim.
sevgilim, artık yokluğuna dayanamıyorum eğer gelmeyeceksen sürülmez sefa çekilmez cefa beklenmez vefa gibisin sen. bitmeyen gece sonsuz işkence sanki bilmece gibisin sen.
yaprak döken gençliğimin, altı kırmızıyla çizilip tırnak içine alınmış, suskunluğumun baş harflerisin.
buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkısını kurşuna dizeceğim seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim avukatım olur musun.
bu gece rüyama gir gizlice beni sımsıkı sar. öp kokla iyice son kez isyanlar savur, küfret güzelce ve sonra çek git kahrolası hayatımdan sinsice.
vakit gece yarısı beynim arı kovanı karınca yuvası yalnızlık sarmış her yanımı bir seni düşündüm bir ben sabaha kadar.
bana dünya yuvarlaktır dedin, dediğin doğruysa eğer, neden geri dönmedin.
uzun kirpiklerini ok yapmışsın yay kaşlarınla atıp kalbime saplamışsın ne olur gel gel de o pamuk ellerinle çıkar şu oku sevgilim.
hasretin öldürdü beni şimdi geceler çaresiz geceler sensiz bir öpüşten daha sıcak şimdi yağmur damlası gelip konar dudaklarıma sensiz. söylemiş miydim? hasretin öldürdü beni hiç sebepsiz.
gökyüzünde yıldız var, bakmaya doyamam, gene aklıma düştün bu gece uyuyamam. artık bulutlara yazıyorum hasretimi, yağmur yağınca anlarsın ne çok özlediğimi.
yalnızlık, ne mavi derinlikleri olan denizlerde, ne de sıcak çöllerde olmaktır. yalnızlık, bu kentte seni arayıp da bulamamaktır.
elinden dal gibi düşerken ümit, ne bir hasret dinle, ne bir ah işit. mademki olmuyor, bir yaprak ol, esen rüzgarla git.
dolaştım sokaklarda, ağaran şafaklarda seni senden uzakta, sardım sardım ağladım.
Yorum yok »
NazLi Tarafından Aşk mesajları Kategorisine Yazıldı, tags: aşk konuları, aşk mesajı, Aşk mesajları, aşk metinleri, aşk şiirleri, çet, chat, chat odalari, liderchat, Şiir, sohbet
Tutkudur, aşk…
Seni akşam ilk defa beklemektir…
Bütün yıldızları,
Gökyüzünün tamamını…
Bir ömür beraber paylaşacağımız anıları da getirmeni beklemektir…
Aşk, sen gelmeden yemeği yapmış olmaktır…
İçinde özlemin, içinde hasretin ve bir daha bırakıp gitmeyişin olacaktır…
Aşk, bir ekmeğin yetmesidir bize.
Bir küçük yoğurt alman gelirken,belki biraz meyve…
Çorbayı nasıl sevdiğini bilmemektir,
Kalbimden güvercinleri uçurup korkmaktır…
Aşk, unutmamaktır…
Benimle evlenir misin derken, bir şey olmasıdır İstanbul’ a…
Bir yerlerden denizin gelip omzumuza konması, bir kader çiçeğinin yavaşça aramıza sokulması, sevmek bu diye gözlerimize Boğaziçi’nin dolmasıdır…
Tek bir defa olsun şikayetçi olmadan süren, gönüllü bir tutukluluk halidir aşk.
Onun gözlerinin içine bakabilme cesaretini bulabildiğin ilk anda “ben sende tutuklu kaldım” diyebilmektir.
Seni pencere de beklerken her anın, bir sürgüne dönüşmesidir…
Kapı çalmasıdır, aşk…
Kapıda senin olmandır…
Ellerinde dolu dolu dönüşün, gözlerinde buradayım çiçekleri açmasıdır.
Aşk, iki oda bir salondur.
Alışkanlıktır…
Tamamlanmaktır aşk, onsuz her şey yarımdır… Her şey eksktir.
Yuvadır, aşk…
Yaşanılanların hasılasıdır.
Sulardan birlikte geçebilme yeteneğidir. Bırakmamaktır.
Vazgeçmemektir.
Gayrıya meyletmemektir.
Aşk, anne olmaktır.
Bebeğin adını birlikte koymak, o ağlayınca birlikte uyanmaktır.
Aşk emektir.
Tutkuyu yitirmeden birlikte yaşlanmak, birlikte karşılamaktır dünyanın olanca kahrını.
Aşk, utanmaktır.
“Nasılsın bu akşam” sorusuna, içimden geçen fırtınalara set çekip “iyiyim” demektir sadece…
Aşk, sadece senin yanında iyi olmaktır.Ne olacaksa senin yanında, ne gelecekse seninle birlikte korkmamaktır.
Telli duvaktır aşk…
Yıllar sonra sararmış birkaç fotoğrafta birlikte o nikah masasını anmaktır.
“Bak bu Hayri amca” dır.”Bak Nermin yengeyi gördün mü”dür
El eledir aşk…
Hem en zor, hem en kolay olandır.
Tutkudur, aşk…
Seni akşam ilk defa beklemektir…
Bütün yıldızları…
Gökyüzünün tamamını…
Bir ömür paylaşacağımız anıları da getirmeni beklemektir…
Aşk, sen gelmeden yemeği yapmış olmaktır…
İçinde özlemin, içinde hasretin ve beni bir daha bırakıp gitmeyişin olacaktır…
İbrahim Sadri
“AŞK 29 HARFTİR” isimli kitabının “T” harfi bölümü
Yorum yok »
NazLi Tarafından Şiir Kategorisine Yazıldı, tags: aşk şiirleri, Aşk Sözleri, böyle sevmiştim, çet, chat, chat odalari, liderchat, Şiir, Siirler, sohbet
Acıları kurutmalısın,yüreğindeki sayfalarda.
Umut olmalı,heyecan olmalı kahverengi gözlerinde
Hüzünlerden kederlerden uzak olmalısın
Hayat bulmalısın ,huzur dolmalısın
İşte yaşamak bu,nefes almak bu demelisin
Gözlerimi düşündükce daha fazla sevmelisin
Bende seni senin gibi öyle sevmeliyim.
Korktuğumda sıkıca sarılabilmeliyim sana, Üşüdüğümde soğuktan titredğimde
Sen ısıtmalısın beni yüreğinle
Çocuklaşıp ağladığımda okşamalısın saçlarımı,
Tesellim olmalısın tesellin olmalıyım.
Yüreğinde merhamet düşüncelerinde vicdan olmalı,
Bütün güzelliklere kalbinde yer açmalısın.
Düşenlerin dostu,gülenlerin huzuru
Ağlayan herkesin umudu olmalısın.
Yağmurlar gibi yağmalısın,bir adım gelene,
Şimşekler gibi çakmalısın,karanlıkta gezene
Güneş gibi doğmalısın,garibanın gönlüne,
Yıldırım gibi düşmelisin,zalimlerin üzerine
Sen hep böyle olmalısın.
Ben seni sevdiğimden gurur duymalıyım
Acılara gülümseyebilmelisin
Hayat denizinden attığın her oltaya
Gülücükler takılmalı,umutlar yakalamalısın,
Umutların bugün doğmuş bebek gibi olmalı
Geçen her zaman büyütmeli onları
Bazan küçük bir tebessümün yaşatmalı beni
Bazanda koca bir yürekten akan sevgin.
Sevdamız sınırsız ve ölümsüz olmalı
Biz toprak olsakta sevgimiz dillerde dolaşmalı.
Ne varsa hayata dair paylaşmalısın benimle
Acolarını,sevinçlerini vede korkularını bilmeliyim.
Gözyaşlarımızı gizlemeden ağlayabilmeliyiz,
Sevinçlerimizi paylaşıp gülebilmeliyiz,
Korkularını anlatmalısın hiç çekinmeden
Korktuğunda hiç kimselerin bilmediği sığınağın olmalıyım.
Korkuları birlikte yenmeliyiz.
Sevmediklerini söyleyebilmelisin bana, bende sana
İçimde olmalısın yanımda yoksan bile
Hissetmeliyim varlığını fizanda olsan yinede
Tutkunsam,yanıksam sevdalıysam sana
Bedeli ölüm olmamalı, yaşatmalı beni
Senin vazgeçilmezin ben olmalıyım
Sende benim vazgeçilmezim olmalısın
Paylaşmak istemediğin tek varlık ben olmalıyım
Sen paylaşılmazım olmalısın
Beni herşeyimle kabullenmelisin ben buyum,böyleyim diyebilmeliyim korkusuzca
Hüzünlendiğimde huzur bulduğum kucak,
Mutluluğumda sarıldığım beden olmalısın.
Bütün şarkılarım sana hitap etmeli
İç çekmelerimin nedeni
Şiirlerimin ilhamı
Bütün sohbetlerimin konusu sen olmalısın.
Bir anda dört mevsimi yaşatmalısın bana.
Sevginle kış ortasında baharı getirmelisin,
Beni düşündüğünde güneş doğmalı şehre
Birdaha asla batmamalı.
Bedenimdeki bütün hücrelerimde sen olmalısın.
Damarlarımda sen dolaşmalısın,
Damarlarında dolaşmalıyım kan yerine
Hücrelerinde hissetmelisin beni bende seni
Canım olmalısın sen yaşatmalısın beni
Canın olmalıyım ben yaşatmalıyım seni.
sen ve ben olmamalı Türkçe’de ve diğer dillerde,
Biz olmalıyız yalnızca biz
Tek yürek, tek beden,Tek can olmalıyız.
Ben beni, sende yaşamalıyım
Sende seni,bende yaşamalısın.
Masallar anlatmalısın aşka dair,
Sevdalar işlemelisin yüreğinle yüreğime
Ayrılık kelimesi geçmemeli sözlerinde
Sen saçlarımı okşarken yanımdayken bile,
Yüreğimdeki denizlerden,hasret şiirleri haykırmalıyım
Bütün çılgın dalgalar,fısıldamalı kulağına
Kahverengi gözlerin yaşamamın tek nedeni olmalı
Saçların rüzgar olup göyaşlarımı kurutmalı
Uzaklardada olsak düşünmemeliyiz mesafelerle ayları
Zaman kavramı olmamalı içimizde
Sevgimiz büyümeli sığmamalı yüreğimize
Taşmalıyız ırmaklar gibi
Coşmalıyız ilkbaharda dereler gibi
Çöllerde Vaha olmalıyız
Bozkırlar sevgimizle yeşile dönmeli
Gözlerin karanlıkta ışığım olmalı
Sözlerin bilinmezliklere uçurmalı
Bulmacaların olmalıyım
Beni sen çözmelisin
İpuçların olmalıyımki,rahatlayabilesin
Benim olmalısın baenimsin diyebilmeliyim.
Senin olmalıyım,benimsin diyebilmelisin.
Bütün duyguların bende yoğunlaşmalı
Seviyorsan tek sevdiğin ben olmalıyım
Kızabilmelisin bana bağırıp çağırabilmelisin
Küsebilmelisin bana, arasıra çekip gitmelisin.
Geri bana gelebilmelisin
Yenebilmelisin gururunu
Sevdiğini defalarca söylemelisin
Nefretini bütün açıklığıyla haykırmalısın
Sitem etmelisin edebilmelisin bana
Öfkeni yenebilmek için tokat bile atabilmelisin
Seni herhalinle sevebilmeliyim.
Kölemdir diye tanıtsanda dostlarına
Başım dik ve gururla evet kölenim diyebilmeliyim
eziyet etsende bana, ben seni sevdiğimi söyleyebilmeliyim.
Bir damla suyu bir parça ekmeği
Oturup katıksız yemeliyim senleKimseler bilmemeli açlığımızı bile
Sana ve bana ait ne varsa paylaşmalıyız senle verdiklerinle değil yalın halinlede
Sevmeliyim hissetmeliim seni.Düşüncelerinde yalnızben olmalıyım
Hayalimle yüreğini ben süslemeliyim.
Gözlerindeki aşk kıvılcımıyla yalnız ben yanmalıyım.
Vede benim ateşimle sen yanmalısın
Yüreğinle sarmalı,gözlerinle ısıtmalısın
Tenime her dokunuşunda ben inlemeliyim
Sen hiç tatmadığın kadar haz almalısın
Ve hiç bir zaman doymamalısın bana bende sana doymamalıyım
İhanetlerini aldatmalarını bilmeliyim
Açıkca söylemelisin bana
Bugün A şahsi ile seviştim diyebilmelisin
Fakat o an hayalinde ben olmalıyım
Öptüğün o tenin kokusunda hissetmelisin beni
Bedenine sahip olmalı o her kimse
yüreğin vede aldığın haz bana ait olmalı
Senleyken korkmamalıyım ölümden bile
Senin gibi mert senin gibi erkek olmalıyım
Yiğitliğin destanını öğretmelisin bana
Sonra cahilliğimi yüzüme vurmamalısın
Git dediğinde surat asmadan gitmeliyim
Kal dediğinde ateşinle daha çok yanmalıyım.Allahtan sonra taptığım tek varlığım olmalısın
Yüreğimden gelen sesle erkeğimsin diyebilmeliyim
Böyle sevmelisin beni,bende seni
Senin ruhun bende olmalı
Benim ruhum sende
sen öldüğünde bende yaşamamalıyım
İşte bitanem böyle sevmelisin beni bende seni
Kabülümsün,
Vazgeçilmezlerinle,
Olmazsa olmazlarınla,
bende senin kabulünsem,
Hazırım…
Hazırım senle tüm savaşlara
Yorum yok »
Hadi gir içeri. Ama gözlerindeki o kanayan suçluluk bırak kapıda kalsın. Ona ihtiyacımız yok artık. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu kapıda bırak. Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini bırak kapıda. Yoksa ne kadar istesem de konuşamam seninle. Konuşamam, yalnızca ağlarım.
Ne olur gir içeri. Ama girerken tut elinden sevdanın. Yıllar sonra seni yeniden uzağıma düşüren, seni o geri dönüşü olmayan yollara düşüren, yüreğinden aşkımı, dudaklarından adımı, evinden gölgemi silip götüren, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin, o, hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin sevdanı al yanına ve gir içeri. İlk aşkının yüzünü yanına al. Utanma benden n´olur. Kalbindeki o sızının halinden en çok aşkınla kavrulmuş yüreğim anlar benim…
Kapat kapıyı. Kapat, içeri hayat girmesin. İçeri yalanlar girmesin. İhanetler, ihtiraslar, oyunlar, maskeler girmesin içeri. Çünkü burada yalnızca sevdan oturuyor. Hayatın içinde soluk alamayan, kendine kalbinde bir yer bulamayan sevdan oturuyor bu evde. Bak, bu ev benim yüreğim. Ne zaman kalbinden kovulsam, ne zaman hayatın ortasında öyle hazırlıksız, öyle savunmasız, öyle yapayalnız kalakalsam gelip sığındığım bu dört duvar benim yüreğim. Burası aşkımın mabedi. Burası sensizliğimin kalesi. Burası deliliğim… Burası baştan ayağa sensin, sevgilim.
Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan… Gözlerine baktığımda kendimin değil, bir başka aşkın aksini görmeden önce ölmek isterdim. Ama yapamadım. Nice kaybedişlerden, nice savruluşlardan sonra, artık bu aşkı hayatın pençesinden kurtardık, o dünyevi ihtiraslardan, oyunlardan sıyrıldık ve şimdi artık Tanrı´ya yaklaştık dediğim anda, hayatı, dünyayı ve kaderi yendik dediğim anda, kalbin kalbimin yanında atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken, içinde o annemin rahmi kadar huzurlu kokunu soluyarak nefes aldığım yüreğini bırakıp gidemedim. Çünkü zaten hayattan kopmuştum ve cennetteydim. Aşkınla öylesine sarhoştum ki birgün cennetimden kovulacağıma hiç inanmak istemedim.
Evimin, şu talan olmuş yüreğimin dağınıklığını bağışla. Sensizliğe benimle beraber ağladı bu duvarlar. Rutubetleri ondan, aldırma. Otur şöyle, bir sigara yak. Konuşalım. Sözcüklerle değil, sevdamızla konuşalım. Anlatalım herşeyi. Sonra söz bitsin. Ölüme kadar yalnızca susalım. Anlatalım ki bu sevda kanatlarından kırgınlıklarla bağlı kalmasın bu çirkef hayata. Kurtulsun yüklerinden, bağışlasın hayatı ve sonsuzluğa uçabilsin huzurla.
Biliyorum. Seni böylesi sonsuz bir aşkla severek çok büyük bir günah işledim ben. Hayatın girdaplarında savrulup duran ruhuna o yarım ruhumun ağırlığını yükleyerek çok büyük günah işledim. Ne yaptıysan sevdim seni, ne yaşadıysan sevdim. Aşkın o bulup bulup kaybetme oyunlarından yaptığın zırhın içine sakladığın kalbini ne yaparsan yap yıkılmayarak, vazgeçmeyerek ve hep affederek savunmasız bıraktım. Hiç solmayan bir sevda çiçeği olup bozdum ezberini. Direncini kırdım, kalbine girdim. Seni bir kalbi fethetmenin, ona her an kaybedebilme ihtimaliyle bağlanmanın, bir aşk için çırpınmanın o karanlık hazzından mahrum bıraktım. Affet beni, seni aşkın o dünyevi oyunlarından mahrum bıraktım. Belki de bunun için gözyaşlarıyla kazandığın ve yitirmekten çok korktuğun bir sevgiliyi sever gibi değil, sesini birtürlü susturamadığın vicdanını ya da o kusursuz ve daimi sevgisinden bunaldığın ve bu yüzden incitmekten asla çekinmediğin anneni sever gibi sevdin beni. Ama hiç aşık olmadın. Bu yüzden suçlama kendini. Asıl suçlu, bu hayatta kendine yer bulamayan, nereye gitse ya eksik ya fazla kalan, hayatı bir oyun gibi görmeyi ve kurallarına göre oynamayı hep reddeden benim o isyankar, o yaralı ve yabancı ruhum… Sen değilsin sevgilim.
Hayatında önce bir sığıntı gibi yaşamaya, sonra seni kaybetmeye, ardından seni paylaşmaya, sonunda tam da sana kavuştum sanırken aşkın değil vicdanın olmaya, senin için aklına ne gelirse ona dönüşmeye razı oldum hep, katlandım. Hiç pişman olmadım seni sevmekten. Sana hiç kırılmadım. Hep anladım seni. Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanını, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunun, hayatla uzlaşamamış aşk kırgını, yitik ilk gençliğinin ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle derinleşen yüzündeki çizgilerin aşkına bağışladım.
Sevdim seni sevgili, sevdim… Seni o birtürlü kucaklayamadığım, ama başımı kaldırıp bakmasam bile hep orada, yukarda olduğunu bildiğim gökyüzüne duyduğum hasret gibi… Seni o suyundan hiç içmediğim, toprağına hiç basmadığım, insanlarını hiç tanımadığım, ama herşeyden kaçıp sığınmak istediğim o uzak ülkelerin hayali gibi… Seni aşkın için gözümü hiç kırpmadan arkamda bıraktığım, gözyaşlarını ve o yaralı ömrünü vicdanım gibi hep içimde sakladığım annemin karşılığı bu hayatta mümkün olmayan duaları gibi… Seni o rahmimden kanaya kanaya söküp atmak zorunda kaldığım, ama kalbimde aşkınla besleyerek büyüttüğüm sevdamızın o masum çekirdeğini tarifsiz bir hasretle özler gibi… Seni öylece, seni çırılçıplak, seni kadere isyan eder gibi, seni Tanrı´ya eş koşar gibi… Sevdim seni sevgili, sevdim…
Beni bir kez öldürüp sensizliğe gömdüğün o yıllarda, o yabancısı olduğum hayatın ıssızlığında soluk almadan ömrümü yalnızca Tanrı´dan gözyaşlarıyla dilediğim o mucize için bekletirken… Sonra Tanrı sesimi duyup o mucizeyi, yani seni, yani o hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yeniden bana verdiğinde… Kalbim kalbinde atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken… Mutluluğa dokunarak, mutluluğumun farkında olarak, mutluluktan ağlayarak… Ama bir yanım seni her an yeniden kaybedecek gibi hep tetikte… Sensizliğin o dipsiz uçurumunun kıyılarında korkusuzca dans ederek, seni benden çalan hayatın o acımasız pençesini her an arkamda hissederek… Her gece yüzümü masumiyetinin o benzersiz yurdu olan boynuna gömüp uykuya dalmadan önce bu huzuru bana bağışlayan Tanrı´ya minnetle gülümseyerek… Ve işte tam da o anda ölmeye, sonsuzluğa karışmaya hazır olduğumu ona sessizce fısıldayarak… Sevdim seni sevgili, hep sevdim…
Otur karşıma hadi, bir sigara yak. Konuşalım. Anlat bana sevdanı… İlk aşkının yüzünü anlat… O, hiçkimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin sevdanı anlat bana. Kalbindeki o sızının dilinden en çok aşkınla kavrulmuş bu yüreğim, sevdanın uğruna solup giden şu çocuk ömrüm anlar. Anlat hadi ne olur. Ama sakın bana hayattan söz etme. Sakın bana, hayat böyle bir yer, herşey bitip tükeniyor, her aşk hayata yenik düşüyor, deme… Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanınla değil, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunla, hayatla birtürlü uzlaşamayan o aşk kırgını, yitik ilkgençliğinle ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle gün geçtikçe daha da derinleşen yüzündeki çizgilerle konuş benimle. Hayat dışarda kaldı, bak. Burada yalnızca sevdan oturuyor. Sevdanın dilinden konuş benimle. Ben hayatın dilinden anlayamam. Biz bu sevdayı hayatın içinde yaşamadık. Biz bu sevdayı hayatın diliyle yaşamadık. Biliyorum bu şizofren aşkım hep korkuttu seni. Bu uyumsuz varlığım, gerçekliğin içinde yaşayan ve en az hayat kadar acımasız olan o yanını çok korkuttu. Benimle hayata yabancılaşmaktan korktun. Bu yüzden yalnızca öykülerinde ağladın o uyumsuz varlığıma. Yalnızca öykülerinde eğildin bu sevdanın önünde. Sen beni yalnızca öykülerinde sevdin…
Şimdi ilk aşkımın yüzü diye sarıldığın ve uğruna adımı dudaklarından, kalbimi kalbinden, gölgemi evinin duvarlarından söküp attığın o sevdanın, yaralı yüreğine rağmen hayatın ortasında dimdik ayakta duruyor olması bir tesadüf mü sence? Hayatla yaralanmış iki kırgın yürekten, onun içinde varolmayı reddederek yalnızca aşkı kendine vatan bileni ve bu yüzden çırılçıplak, savunmasız ve güçsüz kalarak yıkılmış olanı değil, hayatın tam da ortasında ona meydan okuyarak yaşayanı, sevgiye duyduğu güvensizliği yaralı yüreğine kalkan yaparak ayakta kalmayı başarmış olanı seçmen bir tesadüf mü? Hayattan kopmuş bir roman kahramanından sıkılıp, hayatın içinde mücadele eden bir gerçeklik kahramanını tercih etmen bir tesadüf mü?
Anlat bana ne olur… Kaybedecek birşeyimiz yok artık. Birazdan şu kapıdan çıkıp gideceksin. Aramıza hayat girecek… Aramıza başka bir sevdayla anlamlanan sayısız anlar, sayısız mekanlar, geri dönüşü olmayan anılar, sözler ve koca bir yaşam girecek. Gittiğin o sonsuzluk yolculuğundan seni bir daha geri çağırmayacağım. Duvarları gözyaşlarımla rutubetlenen bu dört duvar yüreğimde geçireceğim karanlık gecelerde bana o mucizeyi yeniden göndermesi için Tanrı´ya yeniden yalvarmayacağım. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerinin, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunun, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarının ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunun özlemiyle çıldırsam bile, merhametin için yalvarıp sana bir kez daha aynı acımasızlığı yapmayacağım. Kimi geceler başka bir sevdaya sarılıp uyuduğun yatağından ansızın uyanıp doğrulduğunda, o koyu sevdasıyla boşlukta kanayan gözlerimin hayali ´nereye gidiyorsun sevgilim´ demeyecek sana… Korkma benden artık. Aşkına rakip değilim. Ömrüne rakip değilim. Seni kadere emanet ettim. Seni ilk aşkının yüzüne emanet ettim. Kırgın değilim ne sana, ne de seni elimden alan bu acımasız hayata… Beni onca kaybedişten ve gözyaşından sonra bu dünyadaki cennetine çağıran, sonra annemin rahmi gibi huzur kokan uykularımızı sonsuza kadar yeniden elimden alan Tanrı´ya bile kırgın değilim ben…
Şimdi git artık sevgilim. Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan… Gözlerindeki o çocuksu suçluluğu giderken denize at. Ona ihtiyacın yok artık. Affet kendini… Beni affet… Affet bu yaralı sevdamı… O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yanına al giderken… Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini alıp git… Şizofren aşkının son mektubu bu sana… Şimdi söz bitti artık.
Konuşamam artık seninle… Konuşamam, yalnızca ağlarım…
Uçurumun dibinde nasıl göründüğümü
Merak ederdim hep.
Yüzümün aynadaki boşluğuna hep bakmak isterdim.
İnançlarımın kırılıp döküldüğü yeri anlamak için
kalabalıklar içindeki yalnızlığıma dokunmak isterdim…
Aşktı adın uçurumda, yanı başımda
aynadaki suretimdi yüzüm,
aykırı kanardı bana.
İnançlarımın çoğu yalanmış
alay ederdi benimle.
Çok geç anladım, kalabalıklar arasındaki
senmişsin dokunamadığım…
Yalnızlığım diye küçümsediğim senin sevginmiş,
Geceleri ansızın uyanıp
İncitip durduğum senin yokluğunmuş…
Onca sevişmeden sonra değişmemişsem,
sihirli bir aydınlıkta,
içimde bir yer sana sonsuz hasret kaldığı içinmiş…
İşte onca yalan geçen hayatımda
buymuş tek gerçekliğim…
Yorum yok »
NazLi Tarafından Şiir Kategorisine Yazıldı, tags: aşk resimleri, aşk şiirleri, çet, chat, chat odalari, liderchat, resimli şiirler, Şiir, Siirler, siyah ferman, sohbet
Ferman Siyahı Ya../..da Siyah Kan..
Nereden Okuduğuna Bağlı../..Aşk Körü Gözlerin..
Kendini (İnan)dırdığı Falı..

Bir Hikayeyi Sonuna Kadar Yaşamak Uğruna..
Daha Başlangıçta Göz Yumulan.. Birkaç Karanlık İşaret, Aktıkça
(S)iyaha Boyar Bütün Ferman..

Fermanın Okunmaz
Siyah Olanı Denir
Görmezden Gelinen../..Karanlığın Kanıdır Oysa..
İlerledikçe, Fermanı Siyah Yapan Okunmaz Yazı Değil..
Bu Kaderin Daha Başından Okunabilirliğidir..
En Kısa Fermandır (S)iyah Olan Aşk İle Ölüm Arasında..
En Kısa Yolu Seçmiştir../..Ölüme Gitmek İçin Aşk
Her Ne Kadar (S)onlarda Okunsa Da Fermanların İlkidir…..
Yorum yok »
Biliyorum sasıracaksın
Son sözler gıbı gelecek kulagına
Yo yanılmadın son sözler bunlar
Bu uzaklıgı kaldırmak ıcın
Biz sadece bir hictik
Sen bana ben sana
İki satır laf, İki mısralık bir siirdik
Bir gülücüktük bir soru isaretiydik
Oysa bizim istediklerimiz cokmuydu?
Anla artık; Sözler var ama satırlar yetersiz
Düsünceler var ama sayfalar yetersiz
Duygular var ama mısralar yetersiz
Anla artık; Uzak uzak yerlerde ayrı ayrı sehirlede
Ama desem ki sana Biz demeye varmısın?
Desem ki ne sen ol ne de ben olayım

Sadece biz olalım varmısın?
Yorum yok »
En çok özlenildiği zaman sevilir giden
Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde.
Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır.
Sebep ya şartlardır, ya zamandır,
ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır.
Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır.
“Hoşça kal” der bir yazı, ya da bir ses.
Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez.
Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği…
“Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye…”
Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye?
Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep.
Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda,
takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize.
Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep.
Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti,
gece yarısı sevgilinin o güzel hayali,
gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği..
Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi…
Oysa aslında bitmemiştir değil mi?
Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür…
Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi…
Beklersin, neyi,niye,niçin beklediğini bilmeden…
Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven.
Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa
hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama…
Unutma..
Ben giderken dönüp dolaşıp hep sana geliyorum aslında..
Arkama baksam da bakmasam da
umudum
“Gitme” sözünün fısıltısında
Yorum yok »
NazLi Tarafından Siirler Kategorisine Yazıldı, tags: aşk şiirleri, çet, chat, damar şiirler, liderchat, resimde şiirler, resimli şiirler, Şiir, Siirler, sohbet
hayata rağmen hergün bir düne ölüyorum
yaşamak bile ustalık ya!
söz gümüş sükut altın ya,
ben sandığım şiirlerle dolduruyorum
kefenim beyaz kağıt!
yalnızlıklara rağmen dostluklar biriktiriyorum kumbarama
gün gelir tedavülden kalkar mı bilmem?
her biri can,
her biri ben,
paylaştıkça çoğalıyorum,
harcayamam…

zamana rağmen ağırdan alıyorum sevmeleri
sindire sindire inadına
takvimimde aşk yaprakları
kopa(ra)mıyorum..!
şimdi herkese iyiliği dokunan bir gülümseme suratımda;
kime sövsem sevdiğim oluyor
kimi sevsem el..!
ister çocukluk de,
ister delilik..
ben herşeye..
ben herkese..
ben sana rağmen seni seviyorum…
Yorum yok »
NazLi Tarafından Siirler Kategorisine Yazıldı, tags: Aşk mesajları, aşk şiirleri, böyle aşkmı olur, çet, chat, chat odalari, liderchat, resimli aşk şiirleri, resimli şiirler, sevgi şiirleri, sohbet
gecede garip bi aşk kokusu var
açılır dediğim her kapı duvar
suçlu ben miyim yoksa yazımda mı var?
çare varsa derdime dost niye susar?

söz verdiysen git yine de
bir kalemde sil beni de
ben razıyım mutlu ol gittiğin yerde

ayrılık bu alnıma yazılır kader olur
haklısın git siyah incim
böyle aşk mı olur
Yorum yok »
NazLi Tarafından Şiirsel Yazılar Kategorisine Yazıldı, tags: anlamlı şiirler, aşk şiirleri, çet, chat, chat odalari, liderchat, sevgi şiirleri, Şiir, Siirler, Şiirsel Sözler, Şiirsel Yazılar, sohbet
Alıp başını gitmek istersin.
Bilmediğin, bilinmediğin,
Çözmediğin, çözülmediğin bir denkleme.
Biraz ürkek düşünürsün.
Biraz kekeme…
Kocaman bir mahalleden
Daracık bir sokağa.
Sokaktan ufacık bir eve
Evden odaya…
kurtulmak ister gibi
kapatmışsındır kalabalıklara kendini.
Gitgide yanlız kalmışsındır.
Yalın yaşanan gecelerde
Gitmekle kalmak arasında dolanırken
Beynine bir silah gibi dayamışsındır korkularını.
Yalnız…Korkak…Kekeme…
!..Üstüme gelme hayat..!
!..Kıyarım kendime..!
Vardır elbet uykusuzlugumun bir nedeni,
Yolsuz muyum bir garip, gezer miyim bir virane…
Bir bilinenden öte…
Bilinmeyen olmuşum kendi içimde!
Ömür:
Karanlıkta
El yordamıyla
Yaşanıldığı zannedilen yıllar…
Kader:
Çaresizliğin ilahi avuntusu…
Aşk:
Tek kişilik tiyatro…
İşte hepsi bu….
Dinle bak; kavgalarımı susturdum. Kundaklanmış sığınaklarımdaki bitap vurgunlarımı dağıttım. Tedirginim; hasretin voltasında gölgesiz kaldım. Adın yitik, sesin yitik, mevsimin yitik… Ölüme rehin ömrümün sağanak kayıplarını, ruhsuzluktan acuze bedenimin arka sokağına astım. Nerede, nereye esir bilmem avuntum yitik…
En çok sen kesilmiş soluğumdan asıldım. Bilmedin; vakitsiz gitmelerine tökezlerken sol yanım, ben çocuk yanımın ayrılık yaşındaydım. Biraz durgun, biraz yorgun, biraz yabancılaşmıştım.
Kolay değil sükutun içinde feryat gizlemek
Damlaları hıç/kırık/sız/ taşıyabilmek gözlerde…
Sevda zamanında sevda diyen aklımı
Yüreğime düşürüp…
Takvim yapraklarını tarihsiz kılana kadar
Kederli leylak kokan ıslak sokaklarımda
Susma faslındayım…
Ne sen ne ben artık bir şey söylemeyeceğiz
Söylesende ben duymayacağim
Sözcükler anlamını yitirdi artık.
Sana dair söylenecek bütün sözleri tükettim
Kelimeler dilsiz artık
Lal ettim dilimi
Sana bir şey söylemiyorum….
….Sana Söyleyeceklerimi Susturdum.
Yorum yok »
|