Posts Tagged “Dini Hikayeler”

An geLir

paldır küldür yıkılır bulutlar

gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet

o eski heyecan öLür

an gelir biter muhabbet

çalgılar susar heves kalmaz

şatârâbân ölür.

Şarabın gazabından kork

çünkü fena kırmızıdır

kan tutar / tutan ölür

sokaklar kuşatılmış

karakollar taranır

yağmurda bir militan ölü.

An gelir

ömrünün hırsızıdır

her ölen pişman ölür

hep yanlış anlaşılmıştır

hayaLLeri yasakLanmış

an gelir şimşek yalar

masmavi dehşetiyle siyaset meydanını

direkler çatırdar yalnızlıktan

sehpada pir sultan ölür.

Son umut kırılmıştır

Kaf dağı’nın ardındaki

ne selam artık ne sabah

kimseler bilmez nerdeler

namlı masal sevdalıları

evvel zaman içinde

kalbur saman ölür

kubbelerde uğuldar bâkî

çeşmelerden akar Sinan

an gelir

-lâ ilâhe illallah-

kanunî Süleyman ölür.

Görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf

tenhalarında şiir söyleyerek

kim duysa / korkudan ölür

tahrip gücü yüksek-

saatli bir bombadır patlar

an gelir

Attilâ ilhan ölür.

Comments Yorum yok »

Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi oL

“Baskalarının bahtiyarlığına imrenme. Çok kimseler var ki, senin hayatına gıpta ediyorlar.”

“”Topraktan biten güller solar gider gönüLden biten güLLer daimidir

“Içteki kiri su degil,ancak gözyaşı temizler.”

Keskin disli kaplana acimak  zavalli koyunlara haksızlıktır.

Cömertlikte yardım etmede akar su gibi oL
Şefkat ve merhamette günes gibi ol
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi oL
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi oL
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi oL

Önce farenin şerrini defet, sonra bugday biriktirmeye çalış.

Insan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek.

Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama bogaz bagişlamak, ancak Allah’ın işidir.

Çok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok  çok elbise gördü , içinde insan yok.

Tatli suyun bası kalabalık olur.

Putlarin anasi  nefsinizin putudur.

Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.

Nefis üç köseli dikendir, ne türlü koysan batar.

Kusursuz dost arayan  dostsuz kaLir.

Bir kimseyi tanimak istiyorsan düşüp kalktıgı arkadaşlarına bak.

Bir şeyi bulunmadigi yerde aramak, Onu aramamak demektir.

Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz.

Bir mum diger bir mumu tutusturmakla işigindan birsey kaybetmez.

Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde sasilacak bir sey yok. Sasilacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül baglamis, asik olmustur.

Ne kadar  bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir

.

Dogrudan nasihat, kisiyi yaralar.

Hayatta muvaffak olmak için üç sey lazimdir  Dikkat, intizam, çalisma.

Her seye dogru demek ahmakliktir, fakat her seye yanlis demek de zorbaliktir.

Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

Dertli adamin kararsizliklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmis olursun.

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.”


Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin  diken ise dikenliksin.

Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.


dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.

Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susarak, davaya benzer, cefa çekmek te şahide, şahidin yoksa davayı kazanamazsın.

Aşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın…


eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır.

-”ALLAH İCİN ATESE ATILMAK VARDIR.LAKİN ATESE ATILMADAN ONCE KENDİNDE
İBRAHİMLİK OLUP OLMADIGINI ARASTIR.CUNKU ATES SENİ DEGİL İBRAHİMLERİ TANIR
VE YAKMAZ..

Comments Yorum yok »




Sevgide güneş gibi ol  dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol  hataları örtmede gece gibi oL
tevazuda toprak gibi ol  öfkede ölü gibi oL
her ne olursan oL
ya olduğun gibi görün ya göründügün gibi oL

Nice insanlar gördüm  üzerinde elbisesi yok.
Nice eLbiseler gördüm  içinde insan yok.

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek
yaratılışı bakımından otu beğenir.
Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
Leş, bize göre rezildir ama, domuza,
köpeğe şekerdir  helvadır.
Kuzgun  bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbüL
kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç
Pisler  pisliklerini yapar ama
sular da temizlemeye çalışır.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
Selviyi hür bir halde yücelten,
kederi de sevinç haline sokabilir.

Nasıl oLur da deniz, köpeğin agzından pislenir
nasıl oLur da güneş üflemekle söner

Akıl padişahı kafesi kırdı mı
kuşların her biri bir yöne uçar

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta
aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü
inananlara bayram günüdür  öküzlere ölüm günü.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.
Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek.
İstek tuzaklarından kaçının.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama
susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin.
Çünkü bu ten gözü  kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek,
inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
dinleyenin dinlemesinden  anlamasından ileri geLir.

Oruç tutmak güçtür  çetindir ama
Allah`ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından
bir derde uğratmasından daha iyidir.

Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
Suyu başına döksen, başı kırılmaz.
Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,
içinde inci vardır.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes
çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Her dil, gönlün perdesidir.
Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları
olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey
görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun
diye bu alem yok değildir.

A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın,
tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

O dağa bir kuş kondu  sonra da uçup gitti.
Bak da gör  o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

Altın ne oluyor  can ne oluyor  inci  mercan da
nedir bir sevgiye harcanmadıktan
bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.

Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor
gama binlerce defa aferin.

Nefsin üzüm ve hurma gibi
tatlı şeylerin sarhoşu oldukça,
ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

Comments Yorum yok »

MevLana Hüdavendigardı, bize nazar kıldı
Onun görklü nazarı  gönLümüzün aynasıdır.
Mevlana benim çağdaşımdır diyen Yunus gibi
Çağdaşlığınıza beni de kabuL et… Güzel Mevlana’m

Vakar kuLun sana yandı Mevlana’m
Fecaatliyim sen benim  tek düşküm
Değer bilen Mehmet  seni soruyor
İlmine kabul et  güzel Mevlana’m

Zevatlar ile sen  gönül gözü ben
Hepsi güzellikler içinde ahenk
Bende istiyorum sizlerle malik
Varlığımı kabul et  can MevLana’m

Comments Yorum yok »

Bir bak gezdiğin dünyaya
Döner Mevlana Mevlana
Güneşe yıLdıza aya
Döner Mevlana Mevlana.

Gökten inen yağmurlara
Göğe çıkan bulutlara
Suyla gelen umutlara
Döner Mevlana Mevlana.

Kimi doğar kimi ölür
Kimi gider kimi gelir
Kimi ağlar kimi güler
Döner MevLana MevLana.

Zaman döner zemin döner
Madde döner zerre döner
Günde kaç bin kere döner
Döner Mevlana Mevlana.

Damarında akan kanın
Boş geçirdiğin zamanın
Ekip sürdüğün harmanın
Döner Mevlana Mevlana.

Dönenler nuruyla döner
Yananlar narıyla yanar
Dervişlerin bağrı yanar
Döner MevLana MevLana

Comments Yorum yok »

Vakar kulun sana yandı Mevlana
Fecaatliyim sendin benim düşküm
Değer bilen bu Mehmet’ini
Dergâhına kabul et  güzeL Mevlana’m

Ne zevatlar var yanında
Hepsi güzellikler içinde bir ahenk
Bende istiyorum varlığınla sana malik
Varlığımı kabul et  güzeL Mevlana’m

Ahmet Yesevi Tabtuk Emre  Yunus
Hacı Bektaşi-ı Veli Selahaddin ve Tebriz-i
800 yıllık öyküde ne güzel ektiler sevgi tohumlarını
Fidanlığına kabul et güzel MevLana’m

Comments Yorum yok »

Sevgide güneş gibi ol,

Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,

Hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol.

Öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol.

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

Dert  insanı yokluğa götüren rahvan attır.

Leş bize göre rezildir ama  domuza  köpeğe şekerdir  helvadır.

Kuzgun  bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül  kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamaesından ileri gelir.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı  sırlara ulaşılır.

Aşıklarin gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı  dünyada su da olmazdı, ateş de.

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.

Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça  ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek doLusu altın verir de  şeytandan dert satın alır.

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

Dert  insanı yokluğa götüren rahvan attır.

Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır.

Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.

Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

Tövbe bineği  şaşılacak bir binektir.

Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu  bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.

Genişlik, sabırdan doğar.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.

Kıskançlık ateşten meydana gelir

Comments Yorum yok »

Dünyadaki canLıLardan sadece insan ruhsaL nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kıLan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçLı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin’dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır  RuhsaL  gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır

Comments Yorum yok »

AsLinda bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcakLıkLa da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı  Soğuk Işık tır. Bu ışık oLayı  moleküler seviyede kimyasaL bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede roL alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir  Fakat onlar da tam oLarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık böLgesine yakın soLunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir

Comments Yorum yok »

Bir imam ve müezzin  câmilerine getirilen bir cenâzeyi kaldırdıktan sonra  mezarcıyı da yanlarına alarak aynı kabristanda yatan bir evliyâyı ziyaret etmişler. Mezarcı  tam ayrılacakları sırada

Muhterem hocam, demiş. Bu fırsat  bir daha eLe geçmez. Hazır dua ederken  diğer insanlarda olmayan bir şeyi isteyelim.

İmam  Allah’ın verdiği nimetlerin herkese yettiğini ve daha fazlasına göz dikmenin nankörlük sayılacağını defalarca söylemiş ama boşuna. Sonunda mezarcıyı kıramamış ve hiç kimsenin göremediği şeyleri görecek gözlere sahip olmak için LLlah’a niyazda bulunmuşlar  Duaları  icâbet saatine rasgeldiği için kabuL  edilmiş. Ve bunu ilk farkeden de imam oLmuş.

İmam efendi, o evliyâya son bir fâtiha okuduktan sonra  âmin  demek için ellerini havaya kaldırdığında bir de ne görsün  Gökyüzünde dolaşan koca bir göl  üzerlerine doğru gelmiyor mu?

Rengi bir anda sapsarı kesiLen imam  anında kelime-i şahadet getirdikten sonra

Hakkınızı helâl edin kardeşler  demiş. KüLLi nefsin zâikatül mevt. ÖlmüşLerimiz birazdan bize kavuşacaklar.

Mezarlığın yanından geçmekte olan köy öğretmeni  imamın bu telaşı üzerine başını yukarı kaldırdığında, hareket hâlindeki bulutları görüp

Korktuğun şey, yağmur bulutlarından başka bir şey değil be hocam  demiş. Evet  bir bakıma koca bir göldeki suyu taşırlar ama  onu bir çok yere dağıttıkları için tehlikeli olmazlar.

İmam efendi  o ana kadar hiç kimsenin görmediği şeyLeri gören gözlerine mi inansın  yoksa öğretmene mi  Tabi ki hiç aldırmamış denilenlere.

İmam  yukarıdaki gölün ne kadar dehşet verici olduğunu anlatıp dururken  beli bir haftadır tutuk olduğu için ancak yere doğru bakabilen müezzin  faltaşı gibi açılan gözlerini topraktan ayırmadan:

Üstümüzdeki şey göl müdür deniz midir bilmem ama  bir an önce yere aksa iyi oLacak hocam demiş  Bastığımız yerin aşağısında koca bir cehennem var. Belki faydası olur sönmesine.

İmam  müezzinin sözü üzerine aşağı baktığında  bu sefer de kıpkırmızı kesilmiş. Erimiş madenlerden oluşan koca bir kazan  ayaklarının altındaki incecik toprak tabakasının altında fokur fokur kaynayıp duruyormuş. Köy öğretmeni  zangır zangır titreyen imamla müezzini sakinleştirmeye çalışarak:

Dünyanın merkezinde magma tabakası vardır  demiş. Ama ilim gözüyle görülür ancak. Siz maşallah nedense farklısınız.

Bu sözlerden de tatmin olmayan imamla müezzin, topraktan biraz olsun uzaklaşabilmek için tırmanacak yüksek bir ağaç ararken  bir korkuluk gibi hareketsiz duran mezarcıyı görüp meraka kapılmışlar. Müezzin  makinalı tüfek gibi takırdayan dişleri arasından zorlukla bir kaç kelime çıkartap

Yahu mübârek  demiş. Bir şey görmüyor musun ki  bu kadar tepkisizsin

Mezarcı  derinden inleyerek:

Keşke öyle olsaydı  demiş. Bu yeni gözlerle  üç gün sonra öleceğimi gördüm. Şimdiye kadar yüzlerce kişiyi mezara koymama rağmen  kendim için böyle birşey düşünmemiştim.

Öğretmen, hepsinin deli olduğuna karar verip ayrılmış. Mezarcı ise  gömüleceği yeri de gördüğü için  kendi mezarına fâtihalar okuyup üflüyormuş. İmam, sonunda vaziyete el koyarak:

Anlaşılan haddimizi çok aştık, demiş. Gelin tekrar dua edelim ki normale dönelim yoksa ömrümüzün geri kalanını akıL hastanesinde geçiririz..

Biraz önceki evliyâyı şefaatçi yaparak tekrar dua ettiklerinde  icâbet saatinin son saniyelerini yakalayıp eski hâllerine dönmüşler. Ama mezarcı

Sizler paçayı kurtardınız  diye ağlayıp duruyormuş. İyi ama ben ne halt yerim şimdi

Comments Yorum yok »